Gazze’de ameliyatlar anestezisiz: Şifa Hastanesi’nden çarpıcı tanıklıklar
Gazze Şehri’ndeki El-Şifa Hastanesi’nden doktorlar, ağır malzeme ve ilaç kıtlığı nedeniyle bazı ameliyatları anestezisiz yapmak zorunda kaldıklarını anlatıyor; sağlık altyapısı güvenlik ve tedarik baskısı altında çöküşe sürükleniyor.
Gazze’de ameliyatlar “anestezisiz”: Şifa Hastanesi’nden çarpıcı tanıklıklar
BİLGE DOKTOR / GAZZE–İSTANBUL
“Her gün yeni bir toplu ölüm”
Gazze Şehri’nde İsrail’in kara harekâtıyla kuşatma altına giren bölgede, faal durumdaki az sayıdaki sağlık tesisinden El-Şifa Hastanesi’nden gelen tanıklıklar sağlık sistemindeki çöküşü gözler önüne seriyor. BBC’nin Jon Donnison ve Rushdi Abualouf imzalı haberine göre, gönüllü sağlık çalışanları bazı vakalarda “çok az” ya da “hiç” anestezi olmadan acil ameliyatlar yapmak zorunda kalıyor. Avustralyalı acil servis uzmanı Dr. Nada Abu Alrub, görüntülü görüşmede “Bu bir katliam; ağır yaralıları ya sınırlı sedasyonla ya da tamamen anestezisiz ameliyat ediyoruz” diyerek tabloyu özetliyor.
Ekipman yok, hijyen yok: Enfeksiyon riski alarm veriyor
Hastane kompleksinin çevresi bombardıman kraterleriyle dolu; içeride ise şilte dahi bulunmayan yataklar, hızla tükenen sarf malzemeleri ve bitmek bilmeyen yaralı akışı var. Anestezist Dr. Saya Aziz, tek ortopedi cerrahının kritik olgulara gömülü kaldığını, kol ve bacak kırığı olan çocukların günlerce ameliyata alınamadığını anlatıyor. Ameliyathanelerde sinek ve kan kalıntılarıyla mücadele edildiğini belirten Aziz, “Bu koşullarda her işlem yüksek enfeksiyon riski taşıyor; ya hastayı kaybediyoruz ya da yaşamını sürdürebilmesi için uzuvlarını almak zorunda kalıyoruz” diyor.
Savaşın eşiğinde bir hastane: Tanklar 500 metre ötede
Görgü tanıkları, İsrail tanklarının şehir merkezine iki yönden ilerlediğini; zırhlı birliklerin Şifa’ya 500 metreden daha yakın mesafede görüldüğünü aktarıyor. İsrail, Gazze Şehri’ni Hamas’ın “ana kalesi” olarak nitelendirirken, süren çatışmalar her gün on binlerce sivili güneye kaçmaya zorluyor. BM, on binlerce kişinin el-Mavasi’deki “insani bölge”ye yönlendirildiğini; sahil yolunda saatler süren tıkanıklıklar yaşandığını bildiriyor. Aile başına tahliye maliyetlerinin 3 bin dolara kadar çıktığı ifade edilirken, bu bedeli karşılayamayanların tehlike altında kaldığı belirtiliyor.
Dramın içinden: Travmatik doğum, kurtarılan bebek
Geçen hafta başı kopmuş halde getirilen dokuz aylık hamile bir kadının bebeği acil sezaryenle kurtarıldı. Dr. Alrub, “Bebeğin kalp atım hızı düşüktü, stabilizasyon sonrası başka bir hastaneye sevk edildi” bilgisini paylaşıyor. Buna karşın oksijen ve yoğun bakım kapasitesindeki daralma, ileri düzey yenidoğan bakımını zorlaştırıyor. Filistin Kızılayı, El-Kudüs Hastanesi’nin oksijen istasyonunun ateş altında kalarak devre dışı kaldığını, elde yalnızca birkaç gün yetecek tüp bulunduğunu açıkladı.
Sağlık altyapısı çöküyor: Kapanan tesisler, taşınan sahra hastaneleri
Gazze’de iki sağlık tesisinin güvenlik gerekçeleriyle kapatıldığı; Ürdün Silahlı Kuvvetleri’nin Tal el-Hava’daki sahra hastanesini güneye taşıdığı bildiriliyor. Dünya Sağlık Örgütü, bir başka sağlık merkezinin yıkıldığını ve iki sağlık çalışanının yaralandığını doğruladı. Güneydeki hastaneler de kapasitesinin çok üzerinde yük altında. Uzmanlar, enfeksiyon kontrol protokollerinin neredeyse uygulanamaz hâle geldiğini, oksijen, antibiyotik, ağrı kesici ve anestezik ilaç tedarikinin acil öncelik olduğunu vurguluyor.
Sivillerin sıkıştığı koridor: Tıkanan yollar, kalabalık çadır kentler
Şehrin güneyine açılan sahil koridorunda yoğunluk ve güvenlik riski sürerken, el-Mavasi’deki çadır kentlerin “aşırı kalabalık” hâle geldiği belirtiliyor. Bu durum, salgın hastalıkların yayılması ve yara enfeksiyonlarının artması açısından yeni bir halk sağlığı tehdidi yaratıyor. Bölgede temizlik suyu, atık yönetimi ve temel hijyen malzemelerine erişimin güçlüğü, özellikle yaralı ve kronik hastalar için mortalite riskini büyütüyor.













