Assos Antik Kenti: Ege’nin rüzgârıyla yoğrulan taş hafıza

Assos Antik Kenti’nin tarihi katmanları, Athena Tapınağı, surlar–agora–tiyatro dokusu, nekropol bulguları, Osmanlı mirası ve ziyaret saatleriyle kapsamlı bir rehber.

Assos Antik Kenti: Ege’nin rüzgârıyla yoğrulan taş hafıza

BİLGE DOKTOR / ÇANAKKALE

Denize bakan bir akropol, volkanik taştan bir kent

Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Behramkale’de yer alan Assos, antik yazarların aktardığına göre MÖ 7. yüzyılda, Midilli Adası’ndaki Methymna’dan gelen kolonistlerce kuruldu. Son arkeolojik bulgular ise kentin geçmişini Bronz Çağı’na kadar geri çekiyor. Ege’ye hâkim, deniz seviyesinden yaklaşık 236–238 metre yükseklikteki volkanik kayalıklar üzerine kurulan şehir; zor işlenen ama uzun ömürlü andezit taşıyla örülü surları, tapınakları ve kamusal yapılarıyla bugün de ayakta. Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü kaynaklarına göre Assos, 2017’de UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne dâhil edilerek kültürel miras statüsünü güçlendirdi.

Athena Tapınağı: Anadolu’daki tek Arkaik-Dor örneği

Kentin en yüksek noktasındaki akropolde yer alan Athena Tapınağı, MÖ 6. yüzyılda kentin koruyucu tanrıçasına adandı. Anadolu coğrafyasında Arkaik dönemde Dor düzeniyle inşa edilmiş bilinen tek örnek olan tapınak, çatı örtüsü hariç bütünüyle andezitten yapıldı. Uzun kenarlarda 13, kısa kenarlarda 6 sütun yer alıyordu. Herakles ile Kentaurlar’ın mücadelesi gibi mitolojik sahnelerle bezeli friz ve metopların parçaları bugün İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin yanı sıra Louvre (Paris) ve Boston Müzesi’nde sergileniyor.

Surlar, agora, tiyatro ve “et yiyen” lahitler

Assos’u çevreleyen yaklaşık 3.2 kilometrelik, yer yer 20 metreye ulaşan surların önemli bölümü günümüze ulaştı. Akropolün güney yamaçlarındaki teraslarda konumlanan agora; kuzeyde iki, güneyde dört katlı stoalarla tanımlanıyor. Agoranın doğusunda kentin karar organı olan bouleuterion kalıntıları, batısında ise gymnasium ve hamamlar bulunuyor. Güneye inerken ulaşılan, doğal bir kaya oyuğuna yaslanan 5 bin kişilik tiyatro, Roma çağının plan karakteristiğini taşıyor ve günümüzde kısmi restorasyonla kültür etkinliklerine ev sahipliği yapabiliyor.

Surların dışındaki doğu, batı ve kuzey kesimler nekropol (mezarlık) alanı olarak kullanıldı. Özellikle Batı Nekropolü’nde, zemini iri taşlarla kaplı “Arkaik Cadde”nin iki yanında anıtsal mezarlar ve aile lahitleri diziliyor. Assos, Roma döneminde andezitten üretilen lahitleriyle ünlüydü; bu lahitler, içerideki organik dokuyu hızla çözümlediği inancıyla antikçağda “et yiyen (sarkophagus)” olarak anıldı ve Anadolu’nun pek çok merkezine ihraç edildi.

Üç evrede kazılar: Amerikalı öncülerden ÇOMÜ ekibine

Assos’ta bilimsel çalışmalar üç ana dönemde öne çıkıyor. İlk sistematik kazılar 1881–1883 arasında Amerikan Arkeoloji Enstitüsü adına J. T. Clarke’ın başkanlığında yürütüldü; sonuçları 1921’de yayımlandı ve ağırlıkla mimari envantere odaklandı. 1981’de İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ümit Serdaroğlu yönetiminde başlayan ikinci dönem, Batı Nekropolü ve akropol sondajlarıyla ilerledi; Athena Tapınağı’nda restorasyon çalışmaları yapıldı. 2006’dan bu yana Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nden Prof. Dr. Nurettin Arslan başkanlığındaki ekip, kentte kazı ve konservasyon çalışmalarını sürdürüyor. Buluntuların bir kısmı Troya Müzesi ile Çanakkale Arkeoloji Müzesi’nde ziyaret edilebiliyor.

Osmanlı izleri: Hüdavendigar Camii ve Behramkale Köprüsü

Assos ve çevresi 14. yüzyılda Türk hâkimiyetine girdi. I. Murad dönemine tarihlenen tek kubbeli Hüdavendigar Camii akropolün kuzey köşesinde yer alırken, Tuzla Çayı üzerindeki Behramkale (Hüdavendigar) Köprüsü bütünüyle ayakta ve kullanımda. Böylece antik taş dokunun içine erken Osmanlı kimliği de eklemleniyor.

Ziyaret planı: Giriş kapıları ve sezon saatleri

Ören yerinin iki ana girişinden biri köy içinden akropole, diğeri limana inen yol üzerindeki eski Batı Kapısı’na açılır. Yaz döneminde (1 Nisan–1 Haziran arası) 08.30–20.00, kış döneminde (Ekim–Nisan arası) 08.30–17.30 saatleri arasında ziyarete açıktır; gişe kapanışı kapanıştan 30 dakika önce yapılır. Yaz yoğunluğunda gün batımı hesabıyla Valilik kararıyla saatler 21.00–21.30’a uzatılabilir. Sorunsuz giriş için Müzekart önerilir; gün batımında Athena Tapınağı terasında Midilli siluetine karşı oluşan ışık, ziyaretin doruk noktası olarak anılıyor. (Bilgiler; Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, TGA ve Kültür ve Turizm Bakanlığı yayımlarından derlenmiştir.)


Sonuç:

Assos, taşın “zamanı mühürleme” gücünün canlı bir dersliği. Dor düzenindeki tekil tapınak, iyi korunmuş kent planı, üretim ve ölüm ritüellerini yansıtan nekropolü ve Osmanlı katmanıyla birlikte, Ege’nin rüzgârı eşliğinde çok katmanlı bir tarih okuması sunuyor.

*

*

*

*

*


www.bilgedoktor.com