Ülkemizde organ bağışının 10 kat artması gerekiyor
Memorial Organ Nakli Merkezi Başkanı Prof. Dr. Kamil Yalçın Polat, Türkiye’de yılda yalnızca 300–400 kadavra donörden organ alındığını belirterek Batı seviyesine çıkmak için bu sayının en az 10 kat, yani 2.000–3.000 donöre ulaşması gerektiğini söyledi.
BİLGE DOKTOR / İSTANBUL, TÜRKİYE — 04 KASIM 2025
Türkiye’de organ nakli bekleyen hasta sayısı her yıl artarken, kadavra donör sayısının düşük kalması nedeniyle nakillerin büyük kısmı hâlâ canlı vericilerden yapılıyor. Memorial Bahçelievler / Şişli Hastaneleri Organ Nakli Merkezi Başkanı Prof. Dr. Kamil Yalçın Polat, “Batılı ülkelerin seviyesine çıkmak için kadavra donör sayımızın en az 10 kat artması gerekiyor” dedi.
3–9 Kasım Organ Bağış Haftası kapsamında organ naklindeki son durumu değerlendiren Polat, Türkiye’nin cerrahi başarı ve merkez altyapısı açısından dünya standartlarında olduğunu ancak bağış sayısındaki yetersizliğin hayat kurtarıcı nakilleri sınırladığını vurguladı.
“Yılda 300–400 kadavra donör çok yetersiz”
Prof. Dr. Polat, Türkiye’de yılda yalnızca 300–400 kadavra donörden organ alınabildiğini belirterek şunları söyledi:
“Bizim bu rakamı en az 2.000–3.000’e çıkarmamız gerekir. O zaman hem bekleme listeleri kısalır hem de canlı vericiye olan mecburiyet azalır.”
Polat, devlet kurumları, sivil toplum kuruluşları ve medyanın ortak kampanyalar düzenlemesinin bağış farkındalığını artırmada kritik olduğunu kaydetti.
Türkiye canlı vericide çok iyi, kadavrada düşük
Avrupa’da nakillerin yaklaşık %80’i kadavradan yapılırken Türkiye’de tablonun tersine döndüğünü hatırlatan Polat, “Bizde nakillerin yaklaşık %75’i canlı donörden, sadece %25’i kadavradan. Bu da toplumda organ bağışının henüz istenen seviyeye gelmediğini gösteriyor” dedi.
Buna rağmen Türkiye’nin canlı vericili karaciğer naklinde dünya çapında çok başarılı sonuçlar elde ettiğini, bu nedenle yabancı hastaların da ülkeye geldiğini belirten Polat, farkındalık kampanyalarının son yıllarda kadavra bağışını biraz artırdığını ancak beyin ölümü bildirimi ve aile onay sürecinde daha fazla çaba gerektiğini ifade etti.
“Diyanet’in caiz açıklaması çekinceleri azalttı”
Organ bağışının dinen caiz olup olmadığına dair soru işaretlerinin büyük oranda giderildiğini anlatan Prof. Dr. Polat, “Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ‘organ nakli caizdir’ yönündeki açıklaması toplumsal çekinceleri önemli ölçüde azalttı. Buna rağmen aileler bazen sosyal baskı ya da yanlış bilgiler nedeniyle bağış kararını vermekte zorlanıyor” dedi. Polat, organ bağışını “hayat kurtaran bir iyilik zinciri” olarak tanımladı.
Memorial’ın nakil sonuçları
Polat, Memorial Sağlık Grubu hastanelerinde son 10 yılda 2.000 karaciğer nakli yapıldığını, bunun 1.656’sının yetişkinlere, 344’ünün çocuklara uygulandığını belirtti. Bu nakiller sayesinde 2,5 aylık bebekten 80 yaşındaki hastalara kadar çok geniş yaş aralığında hastanın yeniden sağlığına kavuştuğunu söyledi.
Başarı oranlarını da paylaşan Polat:
-
Karaciğer nakillerinde başarı oranı: %92
-
Böbrek nakillerinde başarı oranı: %98
bilgilerini verdi ve “Bu rakamlar merkezlerimizin teknik kapasitesini ve ekip deneyimini gösteriyor” dedi.
Karaciğer ve böbrekte en kalıcı tedavi
Türkiye’de karaciğer yetmezliğinin en sık sebepleri arasında Hepatit B, Hepatit C ve alkol kullanımının olduğunu hatırlatan Polat, Hepatit B’li hastaların yaklaşık %15’inde ilerleyen dönemde tümör veya yetmezlik gelişebildiğini, bu noktada karaciğer naklinin yaşam süresi ve kalitesini belirgin artırdığını söyledi.
Karaciğer naklinin yüksek teknik beceri ve güçlü yoğun bakım desteği gerektirdiğini belirten Polat, “Ameliyat sırasında gereksiz kan kullanımından kaçınmak hastanın metabolik dengesini korur, komplikasyonları azaltır. Bizim merkezimizde ortalama kan kullanımı 2,1 ünite/hasta düzeyinde” bilgisini paylaştı.
Diyalize mahkûm olmadan yaşamak
Kronik böbrek yetmezliği hastalarının diyaliz nedeniyle hem fiziksel hem psikolojik olarak zorlandığını söyleyen Polat, başarılı bir böbrek nakliyle hastaların günlük yaşamına, işine ve sosyal hayatına dönebildiğini ifade etti. Nakil sonrası dönemde en büyük riskin enfeksiyon olduğuna dikkat çeken Polat, enfeksiyon kontrol komitelerinin ve yakından takibin uzun dönem sonuçları belirlediğini söyledi.
“Doğru bilgi bağışı artırır”
Toplumda organ bağışıyla ilgili yanlış inanışların hâlâ yaygın olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Polat, “Doğru bilgiyle hareket eden bireylerin sayısı arttıkça bağış oranları da artacaktır. Medyanın bu konudaki yapıcı yayınları çok değerli. Sağlık Bakanlığı’nın kayıt ve denetim sistemleri de kaliteyi yukarı çekiyor” diyerek sözlerini tamamladı.













