Sessizlik: Kaçış mı, Bilgelik mi?

Klinik Psikolog Gamze Dönmez Yürük, sessizliğin kaçış mı yoksa bir bilgelik biçimi mi olduğunu sorguluyor. Duygusal düzenleme ve bilinçli suskunluk üzerine dikkat çekici bir analiz.

Sessizlik: Kaçış mı, Bilgelik mi?

Sessizlik: Kaçış mı, Bilgelik mi?

BİLGE DOKTOR / İSTANBUL

Konuşmamak her zaman susmak anlamına gelmez

Klinik Psikolog ve ISST Onaylı Şema Terapisti Gamze Dönmez Yürük, sessizliğin anlamına dair kaleme aldığı dikkat çekici paylaşımıyla, iletişimde sustuğumuz anların ardındaki psikolojik süreçleri gündeme taşıdı. Yürük’e göre sessizlik, tek bir biçimle değerlendirilemeyecek kadar karmaşık ve çok katmanlı bir durumu ifade ediyor. Her suskunluk, bir zayıflık, korku ya da iletişimsizlik göstergesi değildir; bazen bir duruş, bazen ise bir savunma şeklidir.

Sessizliğin ardındaki gerçek niyet: Duygusal denge mi, içe kapanma mı?

“Konuşmak cesaret sayılır, özellikle anlatmanın ödüllendirildiği bir çağda,” diyen Yürük, sessiz kalmanın da bazen en güçlü psikolojik duruş olabileceğini savunuyor. Sessizliğin, çatışmayı büyütmemek, duyguların oturmasına zaman tanımak ya da karşı tarafın hislerine alan açmak gibi bilinçli ve olgun nedenlere dayanabileceğine dikkat çeken Yürük, bu tür sessizlikleri duygusal düzenlemenin sağlıklı işaretleri olarak tanımlıyor.

Ancak aynı sessizlik, farklı bir bağlamda bastırılmış duygulara da işaret edebilir. Kimi zaman kişi, kırılmaktan ya da reddedilmekten korktuğu için sessiz kalır. Kimi zaman ise bu sessizlik, pasif-agresif bir şekilde cezalandırma biçimine dönüşür. Dolayısıyla dışarıdan bakıldığında benzer gibi görünen suskunluklar, aslında kökten farklı psikolojik motivasyonlarla ortaya çıkabilir.

Duyguların kökeni geçmiş deneyimlerde gizli olabilir

Gamze Dönmez Yürük, bireyin sessizlikle kurduğu ilişkinin çocukluk ve geçmiş deneyimlerle şekillendiğini belirtiyor. Özellikle duyguların ifade edilmesinin bastırıldığı, çatışmanın tehdit sayıldığı ortamlarda büyüyen bireyler için sessizlik bir tür savunma mekanizması haline gelebiliyor. Bu da bireyin “otomatik” suskunluklar geliştirmesine yol açabiliyor. Oysa sağlıklı bir sessizlik bilinçlidir, duyguları bastırmaz, aksine fark eder ve yönetir.

“Bu sessizlik, bir bilgelik mi, yoksa suskun bir yük mü?”

Yürük’ün sorusu, haberin ana fikrini özetliyor: “Bu sessizlik, söylenebilecek her şeyi aşan bir bilgelik mi, yoksa söylenemeyenlerin ağırlığı mı?” İletişimde susmanın altında yatan niyeti analiz etmenin, bireyin hem kendisini hem ilişkilerini daha iyi anlamasına katkı sağlayabileceği vurgulanıyor.

İletişim çağında sessizliğe yer açmak mümkün mü?

Günümüz toplumunun yüksek sesli, hızlı ve açık iletişimi ödüllendiren yapısında, sessizlik kimi zaman yanlış anlaşılabiliyor. Oysa her birey, zaman zaman kelimelerden çok içsel bir dengeye ihtiyaç duyabilir. Yürük’ün bu yaklaşımı, psikolojik dayanıklılık kadar duygusal zekânın da önemli bir parçası olan “kendini ifade edebilme kapasitesi”ne dair yeni bir farkındalık sunuyor.

Gamze Dönmez Yürük’ün dikkat çekici paylaşımı, sadece bir LinkedIn gönderisi değil; iletişimdeki sessizliği anlamlandırmak için güçlü bir davet niteliği taşıyor.


www.bilgedoktor.com